E-Ticaret & Uygulama Geliştirme & Analist & Iphone IOS Developer
İş Zekası Çözümleri , Analiz, Raporlama ve Veritabanı Uzmanı
Tel : 0 505 270 16 72 , Mail : baranseren@gmail.com

EGM Kimlik Bildirim Programı ( Web Tabanlı ) 25.03.2011 22:30:20


Açıklama Yazılacak


Tags :


Cari Takip Sistemi V.2.0 - CTS - Ayrıntılı Tahsilat Listesi huge version 24.03.2011 10:51:46

Müşterinin tanımlı vadesine göre hesap kapama yaparak aldığı borcu mahsup ettikten sonra , kalan tutarların ortalama vadelerini hesaplayıp , ödeme günü gelen müşterilerin tespitinin yapılmasını sağlayan proje tamamlandı.

Algoritmada iç içe 12 for next 18 if ve bir sürü de SQL komutu kullanıldı.

Program sırasında muhasebe bilgisi , Son tablonun nasıl olması gerektiği ve manevi olarak sen yaparsın aslansın gazları :) ile bana destek olan Ishak NOYAN arkadaşıma sonsuz teşekkürler.

CTS Çözülmüştür Sıradaki iş gelsin ...


Tags :


Macro Programcılığı 1. Kısım 22.03.2011 15:36:14

Öncelikle VBA nedir ne değildir ile başlamak lazım konuya

VBA ( Visual Basic For Application ) , yani uygulamalar içersinde kullanılabilir visual basic demektir. Bu anlamda tanımı tam anlayacak olursak başka programlar içersinde visual basic kullanmak demektir.

Bu tanımdan sonra ilk söylenecek söz şudur.
- Visual Basic (Bundan sonra VB diye geçecek) biliyormusunuz ?

Cevabınız Evet ise ne ala
Cevabınız Hayır ise programlama dilleri arasında yazılması en kolay dil ile uğraşacağınız için çok şanslısınız.

devam edecek


Tags :


Excel Düşeyara Formülü ve nimetleri 22.03.2011 15:32:56

=DÜŞEYARA(J2;B:H;6;YANLIŞ)

formülümüz bu şekilde

J2 = aranacak olan şey
B:H = aranacağı aralık
6 = Aranan aralıkta kaçıncı hücrenin değerini geri getireceği
YANLIŞ = tam eşleşme aranan ile aynı olan


Tags : excel , düşey , ara , düşeyara , fonksiyonu , function , vlookup , vba , arama , yanyana , getirme


Şeyh Edebali`nin Nasihati 18.03.2011 15:51:38



Bak dostum!

Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün....

Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.

Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,

Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.

Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.

Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.

Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.

— İlim bil, irfan bil, söz bil.
— İkram bil, kural bil, doyum bil.
— Usul bil, adap bil, sınır bil.
— Yol bil, yordam bil.
— Hal bil, ahval bil, gönül bil.
— Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
— Mert ol, yürekli ol.
— Kimsenin umudunu kırma.

Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.

[ Şeyh Edebali ]


Tags :


İki Farklı Veritabanına Tek Sorguyla Erişmek 17.03.2011 14:44:27



Tiger dönemler arasında veri aktarımı için gerekli olan iki farklı SQL veritabanında bulunan tabloları sorgulama için gerekli işlemi çözdüm SQL Server gerçekten 800 değil 1800 sayfalık kitabı hakkeden inanılmaz bir veritabanı




Tags :


HER ANIN GÜZELLİĞİNİ YAŞAYANLAR İÇİN 05.03.2011 16:30:29

"Farz edin ki her sabah hesabiniza 86400 Amerikan Dolari kredi veren bir bankaniz var, ama bir günden digerine hiç bakiye devretmiyor.Tutari ne olursa olsun, kullanmadiginiz bakiye miktari her aksam iptal ediliyor. Böyle bir durumda ne yapardiniz? Tabii ki son kurusuna kadar çekerdiniz!!!! Aslinda, hepimizin böyle bir bankasi var. Adı ZAMAN...
Her sabah ise, iyi seylere yatirim yapmadiginiz kismini silip, hesabiniza zarar kaydediyor. Hiç devretmiyor. Kredi miktarindan bir kurus fazla kullandirmiyor. Hergün size yeni bir hesap açiyor. Heraksam günün bakiyesini yakiyor. Eger günlük depozitolarinizi kullanmadiysaniz, bu zarar sizindir. Geriye dönüs yok. Yarindan avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü depozitonuzla yasamalisiniz. Ona yatirim yapin ki, size saglik, mutluluk ve basari olarak geri dönsün. Zaman akip gidiyor gününüzü gün etmeye bakin!
BIR SENE` nin degerini anlayabilmek için sinifta kalan bir ögrenciye sorun. BIR AY` in degerini anlayabilmek için, premature bir bebegi dünyaya getiren anneye sorun. BIR HAFTA` nin degerini anlayabilmek için, haftalik derginin editörüne sorun. BIR DAKIKA` nin degerini anlayabilmek için, treni henüz kaçirmis bir kisiye sorun. BIR SANIYE` nin degerini anlayabilmek için, bir kazayi kil payi atlatmis bir kisiye sorun. BIR MILISANIYE` nin degerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüs madalya kazanan kisiye sorun. Sahip oldugunuz her ani degerlendirin. Daha fazla deger verin, çünkü onu çok özel biriyle, zamanini harcamaya degecek kadar özel biriyle paylastiniz. Sunu untumayin ki zaman hiç kiseyi beklemez.
Dün artik mazi oldu. Yarin ise muamma. Bugün ise avuçlarimizin içinde bize sunulmus bir armagandır. Dostlar nadide mücevherlerdir, süphesiz. Sizi güldürür, basari için cesaretlendirirler. Size kulak verir, sizinle övgü sözlerini paylasir ve her zaman kalplerini size açmaya hazirdirlar.
Dostlariniza ne kadar deger verdiginizi gösterin..."


Tags :


Üç Heykel Hediyesi 05.03.2011 15:32:15

Iki komsu ülkenin hükümdarlari birbirleriyle savasmazlar, ama her
firsatta birbirlerini rahatsiz ederlerdi. Dogum günleri, bayramlar da
ilginç armaganlar göndererek karsidakine zekâ gösterisi yapma
firsatlariydi.

Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltirasini
huzuruna çagirdi. Istedigi, birer karis yüksekliginde, altindan,
birbirinin tipatip aynisi üç insan heykeli yapmasiydi. Aralarinda bir
fark
olacak ama bu farki sadece ikisi bilecekti.

Heykeller hazirlandi ve dogum gününde komsu ülke hükümdarina gönderildi.
Heykellerin yanina bir de mektup konmustu.

Söyle diyordu heykelleri yaptiran hükümdar: "Dogum gününü bu üç altin
heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tipatip aynisi gibi
görünebilir. Ama içlerinden biri diger ikisinden çok daha degerlidir. O
heykeli bulunca bana haber ver."

Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttirdi. Üç altin heykel gramina
kadar esitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çagirtti.
Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarinda bir
fark göremediler.

Günler geçti. Bütün ülke hükümdarin sıkıntisini duymustu ve kimse çözüm
bulamiyordu. Sonunda, hükümdarin fazla isyankâr oldugu için zindana
attirdigi bir genç haber gönderdi. Iyi okumus, akilli ve zeki olan bu
genç, hükümdarin bazi isteklerine karsi çiktigi için zindana atilmisti.

Baska çaresi olmayan hükümdar bu genci çagirtti. Genç önce heykelleri
sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi. Teli
birinci heykelcigin kulagindan soktu, tel heykelin agzindan çikti.
Ikinci heykele de ayni islemi yapti. Tel bu kez diger kulaktan çikti.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden disari çikmadi. Ancak
telin sigabilecegi bir kanal kalp hizasina kadar iniyor, oradan öteye
gitmiyordu.

Hükümdar heykelleri gönderen komsu hükümdara cevabi yazdi:

"Kulagindan gireni agzindan çikartan insan makbul degildir. Bir
kulagindan giren diger kulagindan çikiyorsa, o insan da makbul degildir.
En degerli insan, kulagindan gireni yüregine gömen insandir.
Bu degerli hediyen için çok tesekkür ederim."


Tags :


Meksikalı Balıkçı 05.03.2011 15:29:46

Amerika’ lı zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kıyı kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı, dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar;

Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?

Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler. İşadamı bu kez, niçin daha uzun süre kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler. Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar.

Balıkçı anlatır;
Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım, öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım. Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyör.

Amerikalı gerinerek;
“Sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın. Bu tekneden elde ettiğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede bir balıkçı filosuna sahip olursun. Böylelikle, yakaladığın balığı aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçı sektöründe bir numara olursun.”

Ve Amerikalı devam eder,
Tabii, bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip Mexicocity’ye daha sonra Los Angeles’a ve en sonunda holdingini genişletebileceğin New York’a yerleşirsin. Balıkçı düşünceli vaziyetle sorar,

Peki senyör, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır? Amerikalı yanıtlar, 15-20 yıl kadar.

Peki, bundan sonra senyör? Diye sorar balıkçı.
Amerikalı güler, şimdi anlatacağım en iyi tarafı! Zaman geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!”

Milyonlar? Der Meksikalı,
Eee.... sonra senyör?

Amerikalı, “Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur, akşamları da arkadaşlarınla şarap içip, gitar çalarsın. Nasıl, mükemmel değil mi?”


Tags :


Kavak Ağacı ile Kabak 05.03.2011 00:17:54

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak ağacı boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.

Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.

Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

"Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"

"On yılda", demiş kavak.

"On yılda mı? diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

"Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!"

"Doğru,"demiş ağaç."Doğru."

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak önce üşümeye, sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağı doğru inmeye başlamış.

Sormuş endişeyle kavağa:

"Neler oluyor bana ağaç?"

"Ölüyorsun,"demiş kavak.

"Niçin?"

"Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.”


Tags :